SAVAŞ VE BARIŞTA METODLAR (DİPLOMASİ VE CESARET)
Adamin biri Afrika'da safariye cikarken yanina minik kopegini de almis. Minik kopek bir gun ormanda dolasip, kelebekleri kovalar, cicekleri koklarken kayboldugunu fark etmis. Ne yapacagini dusunurken bir de bakmis ki karsidan bir leopar geliyor ve belli ki gunluk yiyecegini ariyor. "Simdi basim dertte" diye dusunmus minik kopek. Etrafina bakmis yerde kemik parcalarini gormus. Hemen arkasini leoparin geldigi yere donerek kemikleri kemirmeye baslamis, bu arada da arkadaki hareketi kestirmeye calisiyormus.Leopar tam saldiracakken minik kopek kendi kendine konusmus; "Ne kadar lezzetli bir leoparmis.Acaba etrafta bundan bir tane daha var mi? "Bunu duyan leopar bir anda donmus kalmis ve en yakindaki agaca
tirmanarak dallarin arasina saklanmis."Tam zamaninda kurtardim yoksa bu kopege yem olacaktim"diye Dusunmus leopar.Butun bunlar olup biterken bir baska agacin ustundeki bir maymun olanlari izliyormus. Bildiklerini kullanarak bundan sonra leopardan kurtulabilecegini dusunmus. Leoparin yanina giderek neler oldugunu anlatmis.Leopar kopegin yaptiklarina cok sinirlenmis ve maymuna "Atla sirtima, gidip sunu yakalayalim"demis. Ancak minik kopek neler oldugunu ve leoparin sirtinda maymunla birlikte suratle kendisine yaklastigini fark etmis. "Simdi ne yapacagim" diye dusunurken kacmaya tesebbus etmemis.Bunun yerine arkasini leoparin geldigi yone donerek,kemikleri
kemirmeye devam etmis. Tam leopar saldiracakken yine kendi kendine konusmus; "Bu
aptal maymun da nerede kaldi?Yarim saat once bir leopar daha getirsin diye gonderdim,hala haber yok!"
Diplomasi boyle birsey iste...
yapabiliyorsan :
hizli dusun,
sakin ol,
guclu gorun,
dusmanini
kendi silahi ile yen..
güzel bir hikaye…düşmanının gücünden, daha doğrusu düşmanının gücünün propagandasından korkan bizler için, okunması gereken bir hikaye. Hatta öyle ki toplumumuz, bu propagandanın etkisine o kadar girmiştir ki, propagandasına kendisi de katkıda bulunmaktadır. “adamlar yapıyor abi” “uydudan her şeyi izliyorlarmış” türünden düşmanı –haşa- tanrılaştıran, -haşa- her şeyi gören, duyan güce sahip bir mertebede görmektedirler, görmekteyiz.
Düşmanın zalimliğine inanıyorsak, mücadeleye kararlıysak, onla mücadelede küçük-büyük musibetlerin karşımıza çıkması aşikardır. Yani mücadele sürecinde başımıza bişeylerin gelmesi normaldir. Sonunda “ya ben böyle beklemiyordum, vah başıma gelenler” demeye gerek yoktur.
300 spartalı filmini seyrettim, amacım savaş sahnelerini görmekti. Bu manada beklediğim gibiydi. Ancak filmin verdiği mesajlara ve alt metinlere bakılacak olursa, ortada tam bir ucube söz konusudur. Son derece iyimser olsak dahi, filmde betimlenen spartalı karekterler ile Persli karekterler arasında tam bir iyi-kötü karşıtlığı vardır. Spartalılar, vücutları taş heykelleri andıran, kaslı, güzel ve her şeyden önemlisi iyilik timsaliyken, Persliler eciş-bücüş, çirkin, kötü olarak betimlenmiştir. Perslerin liderlerine daha kötüsü yapılmıştır. Her tarafına metal takmış, makyaj yapan, efemine tavırlara sahip olarak betimlenmiştir. Sparta kralının ağzından aslında batı medeniyetinin, doğuya bakışı özetlenmiştir: Özgür dünyanın, mistizm, büyü ve barbarlığa karşı mücadelesi….
Herneyse almamız gerekense aslında çok daha başka bişey… persler zamanın süper gücü… pers kralının babası daha önce yunanistana karşı kaybetmiştir. Babasının intikamını almak isteyen oğlu, 250 bin kişilik bir ordu ile Yunanistan üzerine yürür. Yunanlılar, aralarında birlik oluşturamamış şehir devletlerinden müteşekkildir. Zamana ihtiyaçları vardır. Bunun üzerine şehir devletlerinden birinin kralı, Perslerin mutlaka geçeceği geçidi 300 muhafızıyla tutmaya karar verir. Yasalarına göre geri çekilmek yoktur. Yani tam bir intihardır. 300 spartalı büyük orduyu uzun süre oyalar. Ancak yardım gelmediğinden kahramanca savaşarak ölürler. Ancak Perslerin gözü korkmuştur, bu cesaret karşısında ve toplanan yunan ordusu akabinde pers ordusunu yenerek geri çekilmeye zorlar. Belki de 300 spartalının bu cesareti olmasaydı, persler, yunanistanı unufak edeceklerdi.
Baştaki hikayede gücün karşısında diplomasinin zaferi anlatılmaktadır. Diğer örnekte ise cesaretin zaferi söz konusudur. Ancak her iki durumda da propagandanın, güçlünün gündeminin esiri olmayan, korkmadan kendi hamlesini yapan bir zihniyet söz konusudur.
Konuyla ilgili olarak kurandan sayısız ayet sıralayabiliriz.
Dünyada adaleti tesis etmek istiyorsak, ya da daha mütevazi olalım, bunda katkımız olmasını istiyorsak, bir olan Allahı Rab edinmekten dolayı haklılığımızdan beslenerek, düşmandan korkmamalı, gündemlerine kanmamalı, kendi hamlemizi gerçekleştirmeye çalışmalıyız.
Selam ve dua ile.